TMMOB 41. DÖNEM 3. DANIŞMA KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİTMMOB 41. Dönem 3. Danışma Kurulu Toplantısı TMMOBnin yürüttüğü ve gelecek dönem yürüteceği çalışmalar gündemiyle 09.10.2011 tarihinde İnşaat Mühendisleri Odası Teoman Öztürk Salonunda gerçekleştirildi.Üç yüze yakın Danışma Kurulu Üyesinin katılımıyla gerçekleşen toplantı, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancının geçtiğimiz Nisan ayından bugüne TMMOB bünyesinde yapılmış ve gelecek dönem yapılacak çalışmalara dair bilgi verdiği konuşmasıyla başladı.
Konuşmasında, emperyalist güçlerin Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme politikalarına dikkat çeken Mehmet Soğancı, Türkiye dış politikasının da bu güçlerce yönlendirildiğini ifade ederek “Ülkemizin emperyalizmin egemenlik planlarının kıskacında şekil aldığını ve küresel kapitalizme entegrasyonunun sağlanması yolunda yapılandırıldığını” kaydetti. AKP eliyle oluşturulan yeni Türkiye’nin yeni statükosunun bu amaçla muhafaza edilmesi ve sürekliliğinin sağlanması ihtiyacından dolayı da büyük bir baskı ve korku rejimi yaratıldığını ifade eden Soğancı, iktidara karşı gelişen her tepki ve muhalefetin yok edilmek istenircesine baskıya ve zorbalığa maruz bırakıldığını, Hopa’dan, Tortum’a ve Gerze’ye kadar her düzlemde halkın karsısına devletin baskı ve zor aygıtlarının çıkarıldığını belirtti.
Kürt sorunu bağlamında da iç savaş koşullarını olgunlaştıran şiddet yöntemlerine başvurulduğunun altını çizen Soğancı bu koşulların bozularak silahların yerini sözlere bırakması gerektiğini vurguladı. Konuşmasına AKP iktidarının Kanun Hükmünde Kararnameler aracılığıyla Türkiye’nin kamu yapısını yeniden düzenlediğini belirterek devam eden Soğancı söz konusu düzenlemeler ile “Kamu anlayışının, kamu idari yapısından artık tamamen tasfiye edilmiş olduğunu, 24 Ocak kararları ile başlayan ve 12 Eylül faşizmi ile şekillenen piyasalaştırma ve özelleştirme uygulamaları ile günümüze kadar kademeli olarak sürdürülen neoliberal politikalar ile birlikte " devlet, planlama, denetim, düzenleme" kavramlarına adeta savaş açılarak piyasacı düzenin alt yapısının” inşa edildiğini belirtti. Kanun Hükmünde Kararnameler aracılığıyla TMMOB örgütlülüğünün meslek hizmetleri genel müdürlüğü çatısı altında yok edilmeye ve tasfiye edilmeye çalışılmasına dikkat çeken Mehmet Soğancı sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bugün AKP’nin mesleğimizi ve örgütümüzü hedef alan KHK saldırısı karşısında direnmek, sadece biz mimar, mühendis, şehir plancıları ve onların örgütü olan TMMOB’nin korunması ve kurtarılması anlamına gelmemektedir. Çünkü bizim mesleğimiz örgütümüz halkımızın ve ülkemizin yaşamının odak noktasında yer almaktadır. Doğal olarak bu saldırı dalgasına karşı direnmek ülkemiz ve halkımızın geleceği de direnmek anlamına gelmektedir”.
Mehmet Soğancı'nın konuşmasının ardından söz alan Danışma Kurulu Üyeleri konuşmalarında Kanun Hükmünde Kararnamelerin anlam ve önemine dair yorumlarını kurul üyeleri ile paylaştılar. İnşaat Mühendisleri Odası adına söz alan İMO Yönetim Kurulu Üyesi Levent Darı, Kanun Hükmünde Kararnameler ile yapılan idari düzenlemelerin gücün ve yetkilerin tek elde toplanması anlamına geldiğini ve bunun da her şeyin hızla metalaştırılıp serbest piyasaya devredilmesini kolaylaştırmak amacına hizmet ettiğini belirtti. Böylece yeni rant alanlarının yaratılmak istenildiğine dikkat çeken Darı, TMMOB ve bağlı Odaların işlevisizleştirilmesinin de bu hedeften bağımsız ele alınamayacağını kaydetti.
Oda Başkanları ve Danışma Kurulu üyelerinin söz alarak görüş alışverişinde bulunduğu toplantı Mehmet Soğancı’nın kapanış konuşmasıyla son buldu.
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Levent Darı’nın Danışma Kurulu Toplantısında yaptığı konuşmanın tam metni:
Değerli Birlik Başkanım,
Divan Kurulu’nun Değerli Üyeleri,
Odalarımızın Değerli Başkan ve Yöneticileri,
TMMOB Danışma Kurulu’nun Değerli Üyeleri,
“İnsanca Yaşam İçin Eşit, Özgür, Demokratik Bir Türkiye" şiarını kendisine ilke edinmiş tüm kitle örgütleriyle bir araya gelen birliğimiz, bir kez daha toplumsal umudun adresi olmuştur. 8 Ekimde yani dün gerçekleştirdiğimiz Mitinge emeği geçen tüm demokratik kitle örgütü temsilcilerini ve katılımcılarını saygıyla selamlıyorum.
Tarihi boyunca mesleki hak ve özgürlüklerimizi bu ülke emekçilerinin ve halklarının hak ve özgürlükleriyle bir tutan TMMOB’nin bu dönemde de misyonunu yerine getirmeye devam edeceğine, 42. dönem 3. Danışma Kurulumuzun da bu amaca hizmet edeceğine dair inancım tamdır.
TMMOB ve bağlı odalarının hedef tahtasına oturtulduğu bir dönemde, Danışma Kurulu toplantımız, iktidarın Birliğimizi etkisizleştirmeye yönelik girişimlerini engelleyecek yol haritasının oluşturulmasında önemli bir işlev görecektir.
Değerli Mücadele Arkadaşlarım
Hepimizin gözlemleyebileceği üzere sadece Türkiye halkları için değil aynı zamanda tüm dünya halkları için de kaygı verici bir dönemden geçmekteyiz.
Küresel kapitalizmin krizi 1930’lardan beri görülmemiş bir yeni bunalım dönemine işaret etmekte. Kapitalizmin sözcülerinin dahi artık hasıraltı edemeyip itiraf ettiği bu kriz, küresel dengelerin yeniden düzenlenmesiyle aşılmak istenmektedir.
Ortadoğu halklarının diktatörlüklere yönelik haklı itirazları Emperyalist ülkelerin bölgesel çıkarları doğrultusunda küresel güçler ve NATO operasyonları aracılığıyla şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Türkiye ise bu dönemde ABD’nin güdümünde, tarihinde görülmemiş bir dış politika stratejisi ile hareket etmektedir.
Bu bağlamda Türkiye bir yandan Küresel güçler tarafından Ortadoğu’ya “örnek” gösterilmekte, bir diğer yandan aynı güçlerce yönlendirilen mevcut siyasi iktidar, yıllardır barış ilişkilerinin hakim olduğu komşuluk ilişkilerini tehditkar ve gerilimli bir zemine çekmektedir.
Dış politikanın, bölgede ekonomik ve siyasi yönden güçlü bir konuma erişme hedefi ışığında şekillendiğini dile getirenler, ülkeyi NATO Füze kalkanı projesine dahil ederek, Türkiye’nin kimlerin güdümünde hareket ettiğini gözler önüne sermektedir.
Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi sürecinde Türkiye’yi NATO, ABD ve AB ülkelerinin politikalarına alet eden siyasi iktidar, sadece düşmanlık tohumları ekmekte ve halklar nezdinde de her geçen gün güven kaybetmektedir. Hepimizin bildiği bu oyununun Filistin halkının ve Ortadoğu halklarının mücadeleleri ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı da açıktır.
Değerli Arkadaşlarım
Küresel krizin Türkiye üzerindeki etkilerini azaltma yöntemlerinden biri de neo-liberal politikaların eksiksiz olarak uygulanması olarak görülmektedir.
Genel seçimlerden %49,83 oy oranıyla çıkan AKP iktidarını, uzun süredir her yönüyle ele aldığımız yeni kurulan Bakanlıkları ve KHK’ler ile yürürlüğe konan yeni düzenlemeleri bundan bağımsız ele almamız mümkün değildir. Zira gücün ve yetkilerin tek elde toplanması yönlü idari değişiklikler, her şeyin hızla metalaştırılarak serbest piyasaya devredilmesini kolaylaştıracak, böylece yeni rant alanları neo-liberalizmin hizmetine sunulacaktır.
TMMOB ve Bağlı Odalarını işlevsizleştirme hedefi de bu bağlamda ele alınmalıdır. Zira Birliğimizin, bilimsel çevresel ve sosyolojik etkileri hesaplanmaksızın sadece kar güdüsü ile hazırlanmış hiçbir proje karşısında sessiz kalmadığı ve kalmayacağı bilinen bir gerçektir.
Değerli Dostlar, gerek dış politikada ve gerekse iç politikada tehditkâr bir üslupla, her geçen gün daha fazla totaliterleşen bir iktidar ile karşı karşıyayız.
30 yıldır hepimizin canını yakan savaşın tırmandırılması, barış çağrıcılarının baskı ve zorla susturulmaya çalışılması, emekten yana örgütlerin ve örgütlülüğümüzün hedef alınması bu nedenledir. İktidar krizin etkilerini tüm muhalif unsurları baskı altında tutarak bertaraf etmeye çalışmaktadır.
Ancak 15 Mayıs ve 8 Ekim mitinglerimizde de gördüğümüz üzere bu toprakların insanca bir yaşamı savunan onurlu insanları asla tükenmeyecek ve yılmayacaktır.
Değerli Yol Arkadaşlarım
Memleketin her zenginliğinin alınır satılır kılınması, kamuya ait arazilerin rant alanlarına dönüştürülmesi, en temel hak olan yaşama hakkını gasp etmektedir.
Simav depreminde, Rize’deki sel felaketinde ve heyelanlarda insanlarımız hayatlarını kaybetmektedirler. Doğa olaylarının afete dönüşmemesi için yaşananlardan ders çıkarması gereken siyasi iktidar sözcüleri ise gerçekçi olmayan söylemleriyle kamuoyunu oyalamakta, ekonomik zorluklardan söz ederek aslında insan yaşamını ikinci planda gördüklerini itiraf etmektedirler.
Ancak hepimiz biliyoruz ki “iktidar hayatı hedef aldığında, hayat iktidara direniş olur”.
Gücünü toplumsal bağlarından ve örgütlülüğünden alan birliğimiz ve meslek odalarımız, dayanışma içerisinde olduğumuz, HES’ lere karşı yaşamını ve geleceğini savunan HES karşıtı köylüler, taşeronlaştırmaya, güvencesizliğe ve hak gasplarına karşı mücadele yürüten emekçiler, kendi dili ve kültürünü yaşama hakkı gasp edilen halklar birer direniş odağı olarak hepimizin umududur.
Bizlere düşen, toplumsal bağlarımızı derinleştirerek örgütlülüğümüze güç katmak ve bu umudu çoğaltmaktır.
Danışma Kurulu toplantımızın bu amaca hizmet edeceğine dair duyduğum inançla hepinizi İnşaat Mühendisleri Odası adına saygı sevgi ve umutla selamlıyorum