6. KENTSEL ALTYAPI SEMPOZYUMU ANTALYA'DA GERÇEKLEŞTİRİLDİİnşaat Mühendisleri Odasının düzenlediği, İMO Antalya Şubesinin yürütücülüğünü yaptığı "6. Kentsel Altyapı Sempozyumu" 14-15 Ekim 2011 tarihlerinde Porto Antalyada büyük bir katılımla gerçekleştirildi.Kent planlama, kent altyapı ve yönetimi, kent içi ulaşım, içme suyu, havza yönetimi, barajlar ve enerji, arıtım ve kanalizasyon, katı atık yönetimi, doğal afet ve zararlarının azaltılması gibi konularda 7 oturumun düzenlendiği Sempozyumda 14’ü poster olmak üzere toplam 60 adet bildiri sunuldu ve Kentsel Altyapı Yönetimi ve Sorunlarına Sistem Yaklaşımı başlıklı bir panel gerçekleştirildi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi, Akdeniz Üniversitesi, Çankaya Üniversitesi, ATSO ve TÜBİTAK’ın desteklediği Sempozyumun açılış konuşmalarını sırasıyla, İMO Antalya Şube Başkanı Cem Oğuz, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Yrd. Doç. Dr. Oğuz Güneş ve İMO Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Levent Darı söz aldı.
Levent Darı, konuşmasında Türkiye’nin kentleşme politikalarında uygulanan yanlışlara dikkat çekti ve kentlerin rant politikaları ile yönetilmesinin neden olduğu sakıncalara vurgu yaptı. Kentleşmenin ortaya çıkış dinamiklerini anlatan Levent Darı, dışa bağımlı ekonomik yapılanmanın öne çıktığı Türkiye gibi ülkelerde kentleşmenin de ekonomideki çarpıklığa uygun gelişim gösterdiğini, plansız, imarsız ve sağlıksız yapılaşmanın kentlerin belirleyici özelliği olduğunu belirtti.
Kent politikalarının insan merkezli olması gerektiğini söyleyen Levent Darı, plansız yapılaşma, alt yapı yetersizlikleri, bina üretiminin proje ve yapım süreçleri üzerinde denetim mekanizması kurulamaması nedeniyle deprem, sel, yangın gibi doğal ve doğal olmayan felaketlerin meydana geldiğini ve sonuç itibariyle kentlerimizin ve insanlarımızın çaresiz bırakıldığını kaydetti.
Kentsel dönüşüm projelerini de değerlendiren Levent Darı, “Kent merkezleri en eski yerleşimler olup kanalizasyon, yağmur suyu, telekomünikasyon, ulaşım gibi altyapıları mevcut nüfus için bile yeterli gelmezken bu bölgelere yüksek katlı konutlar, alışveriş merkezlerini barındıran kentsel dönüşüm uygulamaları ile nüfus yoğunlukları artırılmakta ve alt yapı sorunları katlanarak büyütülmektedir” dedi.
Siyasi iktidar tarafından 3 Mayıs 2011 tarihinden bu yana 23 adet KHK’nin çıkarıldığını hatırlatan ve KHK’ler ile TMMOB’nin ve yerel yönetimlerin etkisizleştirilmek istendiğini belirten Levent darı konuşmasına şöyle devam etti: Bir yandan TMMOB’nin örgütlülüğü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çatısı altına alınmaya çalışılmakta öte yandan kamu anlayışı, kamu idari yapısından tasfiye edilmeye çalışılmakta ve yerel yönetimler etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır. Bu sözümüzün söylemde kalmadığına ilişkin en belirgin örnek 6 Ekim 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıdır… Karar yerel yönetimlerin yetkilerinin elinden alınarak, bakanlık bünyesinde toplanmasının açık bir örneğini oluşturmaktadır. Anlaşılan o ki AKP iktidarı tepeden tırnağa tüm yetkileri tek merkezde toplayarak kentlerimizi yağmalamaya ve sermayenin talanına açmaya devam edecektir.
Sempozyum, 16 Ekim 2011 tarihinde ASAT Scada Sistemi, Antalya Hurma İleri Atıksu Arıtma Tesisi ve Tahtalı Dağı’na düzenlenen teknik ve turistik geziyle sona erdi.
6. Kentsel Altyapı Sempozyumu Sonuç Bildirgesi
Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şubesi tarafından düzenlenen 6. Kentsel Altyapı Sempozyumu 14-15 Ekim 2011 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşmiştir. TÜBİTAK, Akdeniz Üniversitesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Çankaya Üniversitesi ve çeşitli sponsor firmaların destek verdiği sempozyumda 24 üniversiteden, 6 kamu kurumundan ve inşaat sektörüne hizmet veren 4 kuruluştan 119 yazarın hazırladığı 46’sı sözlü, 14’ü poster olmak üzere toplam 60 bildiri sunulmuştur.
Sempozyum konuları gönderilen bildirilerin içerikleri doğrultusunda şu ana başlıklar altında gruplandırılmıştır: (1) Kent planlama, tasarım, altyapı ve yönetim; (2) Kent içi ulaşım; (3) Su kaynakları, havza yönetimi, barajlar ve enerji; (4) İçme suyu; (5) Atıksu, arıtım ve kanalizasyon; (6) Katı atık yönetimi; (7) Doğal afet zararlarının azaltılması. Kentsel altyapı konularının büyük bir bölümünü kapsayan sempozyum konu başlıklarının gelecekte enerji dağıtımı ve alternatif enerji uygulamaları, haberleşme altyapısı, kurumsal ve yasal yapı, standartlar, toplumsal ve yönetsel bilinç gibi konularda yapılan çalışmaları yansıtan bildirilerle daha kapsamlı hale gelmesi beklenmektedir.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ülkemiz nüfusunun yaklaşık %76’sı kentsel alanlarda (il ve ilçe merkezlerinde) yaşamaktadır ve bütün dünyadaki hızlı kentsel nüfus artışına paralel olarak ülkemizdeki kentsel nüfus artışı kırsal nüfus artışının altı katından daha yüksek bir oranda gerçekleşmektedir. Bu durum halihazırda plansız ve yetersiz kentsel altyapı sistemlerinin getirdiği sorunlarla boğuşan ve kaynakların yetersizliği nedeniyle altyapı yatırımlarının gereken düzeyde yapamayan kentsel yönetimler üzerindeki baskıların gelecekte artarak devam edeceğini, kentsel altyapı sistemlerine duyulan gereksinim ve sürdürülebilir kentsel altyapı sistemleri kavramının önemini her geçen gün artıracağını göstermektedir.
İMO tarafından 1997 yılından bu yana düzenlenen ve 2011 yılı itibarıyla altıncısı Antalya’da gerçekleşen Kentsel Altyapı Sempozyumları, gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde kentsel altyapı sistemlerine yoğunlaşan ve düzenli olarak yapılan konferansların az rastlanan bir örneğidir. İlgili disiplinlerde uzmanlaşmış akademisyen, uzman, yönetici ve uygulamacıları bir araya getirerek bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı bir platform özelliği taşıyan bu ulusal sempozyum serisinin kentsel altyapı sorunlarında ve sürdürülebilir kentsel altyapı sistemlerine olan gereksinimdeki artışa paralel olarak başarı ve etki değerinin artış göstereceği, ulusal platformda kentsel altyapı konularında bilgi alışverişinin en etkin ve verimli şekilde sağlandığı bilimsel organizasyon olma özelliğini pekiştireceği düşünülmektedir.
Planlı ve sürdürülebilir kentsel altyapı sistemlerinin oluşturulması, ilgili alanlardaki bilgi ve deneyimler ışığında yapılan araştırma ve geliştirme çalışmalarının disiplinlerarası bir işbirliği ortamı içerisinde tüm paydaşların katılımıyla bir araya getirilerek bir ortak akıl geliştirilmesi ve bu ortak akıldan üretilecek yeni bilgilerin sistemden en iyi performans elde etmeyi sağlayacak teknoloji ve uygulamalara dönüştürülmesini içermektedir. Sürdürülebilir kentsel altyapı sistemleri hedefi doğrultusunda ilerlemeyi hızlandıracak ‘sistem yaklaşımı’, ‘disiplinlerarası işbirliği’ ve ‘paydaşların katılımı’ kavramlarına sempozyum kapsamında özel vurgu yapılmıştır.
Sempozyuma katkı veren yazar ve katılımcılar arasında inşaat mühendisliğinin çeşitli ana bilim dallarının yanı sıra, şehir ve bölge planlama, kamu yönetimi, çevre mühendisliği, mimarlık, uydu ve uzay bilimleri, endüstri mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, jeoloji ve jeofizik mühendisliği gibi alanlarda faaliyet gösteren uzman ve akademisyenlerin bulunması yukarıda vurgu yapılan disiplinlerarası işbirliğinin oluşması yönünde son derece olumlu bir gösterge olup, çok disiplinli araştırma ve uygulamaların umulduğu gibi gelecekte artarak devam edeceğinin bir işaretidir.
İnşaat mühendislerinin lisans eğitimi müfredatına ‘İnşaat Mühendisliği Sistemleri’ veya daha odaklı olarak ‘Kentsel Altyapı Sistemleri’ konulu bir ders eklenerek temel bilgilerin verilmesi ve inşaat mühendislerinin kentsel altyapı sistemleri ile ilgili süreçlere planlama aşamasından başlayarak dahil olmaları önem taşımaktadır. Kısa adı Kent Geliştirme Stratejisi olan KENTGES gibi geniş katılımlı ve kapsamlı bir sürecin mühendislik içeriğinin güçlendirilmesi, ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtılıp tartışılmasının sağlanması, eylemlerin izlenmesi ve gerekli görülen eleştiri ve çözüm önerilerinin yapılması konusunda inşaat mühendislerine görev düşmektedir.
Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) destekli kent bilgi sistemlerinin araştırma ve uygulama örneklerindeki artış memnuniyet verici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Kentsel altyapı ve diğer kentsel hizmetlerin daha etkin, çabuk ve doğru olarak yapılmasına olanak veren bu sistemlerin ülke bütününe yayılması ve kentsel altyapı sistemlerinin planlanmasından yenilenmesi aşamasına kadar, afet zararlarının azaltılması da dahil olmak üzere her alanda etkin olarak kullanımı ekonomik ve yönetsel bir gereklilik olarak görülmektedir.
Hemen hemen bütün kentsel alanlarda öncelikli sorunlar arasında sayılan kent içi ulaşım planlama ve altyapısı son zamanlarda diğer altyapı sistemleri ile yaptığı etkileşim ile de gündemde yerini korumaktadır. Kent içi ulaşım konularında sempozyumda yer alan bilgilendirici çalışmaların sayı, içerik ve uygulama alanı olarak artırılması amacıyla daha fazla akademisyen ve uzman yetiştirilmesinin yanısıra daha fazla bilimsel araştırma ve uygulama proje desteği ihtiyacı göze çarpmaktadır. Gelecekte özellikle kent içi ulaşımın yeniden düzenlenmesi, optimizasyonu, toplu taşıma sistemlerinin doğru planlama ve tasarımı, bisiklet kullanımının özendirilmesi, enerji verimliliğinin artırılması, trafik mühendisliğinde ileri teknolojilerin kullanılması ve trafik güvenliği gibi konularda daha fazla araştırma ve geliştirme çalışmalarının yapılması gerekli görülmektedir.
Kentsel altyapı sistemlerinin bütününü kapsayan bir uzmanlık eğitimi vermek pratikte mümkün değildir. Ancak ilgili mühendislik dallarında (veya diğer alanlarda) lisans eğitimi almış ve kentsel altyapı konularına ilgi duyan veya bu alanda çalışan adaylara yönelik disiplinlerarası yüksek lisans programları oluşturularak sistem yaklaşımıyla bazı temel konuların öğretilmesi orta vadede büyük faydalar sağlayacak bir gereklilik olarak görülmektedir. Sürdürülebilir kentsel altyapı kavram ve uygulamalarını teorik bilgisi sağlam akademisyenlerden veya geniş tecrübeye sahip uzman veya uygulamacılardan öğrenen kentsel altyapı sistemleri mühendisleri/yöneticileri sektörün bilgili ve yetişmiş eleman ihtiyacına daha çabuk cevap verebilecek ve sürdürülebilir kentsel altyapı sistemlerinin oluşturulmasına aktif katkıda bulunabileceklerdir.
İMO Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Levent Darı’nın 6. Kentsel Altyapı Sempozyumu’nda yaptığı konuşmanın tam metni:
Değerli Katılımcılar,
Çok Değerli Konuklar,
Değerli Meslektaşlarım,
İnşaat Mühendisleri Odasının düzenlemiş olduğu Antalya şubemizin ev sahipliği yaptığı 6.Kentsel Altyapı Sempozyumuna hoş geldiniz diyor hepinize sevgi ve selamlarımı sunuyorum.
Öncelikle Sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen başta Düzenleme Kurulu, Bilim kurulu, Danışma kurulu, Antalya Şubemizin yönetici ve çalışanları olmak üzere herkese yönetim kurulumuz adına teşekkür ediyorum.
Bildiğiniz üzere Kentsel Altyapı Sempozyumu’nun beşincisi 2007 yılında Hatay Şubemiz tarafından gerçekleştirilmişti. Bu tür zeminler bir taraftan konu başlığıyla ilgili mesleki bilgi ve birikimlerimizin meslektaşlarımıza aktarılmasını sağlarken diğer taraftan da toplumsal sorumluluğumuz gereği eleştirel bir yaklaşımla sosyal ve siyasal bir bakış açısı oluşturulmasına katkı sunmaktadır.
Değerli Konuklar,
Sevgili Meslektaşlarım,
AKP iktidarının tahribatı altında baskı ve zor yoluyla sindirilmeye ve yok edilmeye çalışılan toplumsal muhalefet, uzun bir aradan sonra 8 Ekim’de rahat bir nefes aldı.
Türkiye’nin harcında emeği olan binlerce mühendis, mimar ve şehir plancısı, diğer meslek örgütleriyle birlikte “İnsanca yaşam için eşit- özgür demokratik Türkiye” çağrısıyla alanlardaydı.
Türkiye’nin dört bir yanında, insanca bir yaşam için mücadele eden, uğraş gösteren tüm kesimler olarak sokağa çıktık.
Ezilenlerin ve emekçilerin sokak meclisini kurduk.
Tüm yaşam alanlarımızı sarıp sarmalayan büyük ablukanın dağıtılması için omuz omuza mücadele edeceğimizi ve bundan sonra da asla diz çökmeyeceğimizi bir kez daha gösterdik.
Değerli Meslektaşlarım,
Geçtiğimiz günlerde Sempozyumumuzun konusunu ilgilendiren acı bir olay yaşadık. Gerçekleşen yoğun yağışlar sonrası birçok ilimizin yanı sıra Antalya ilimiz büyük yaralar aldı. Doğal afetlerin, felakete dönüştüğü örneklerden birini daha yaşadık. Buradan, yaşamını kaybeden değerli insanlarımızın ailelerine ve dostlarına baş sağlığı dileklerimi sunarak acılarını paylaştığımızı belirtmek istiyorum. Yaşanan bu acının sorumlularını, vurdumduymazlıkları ve insan yerine parayı değerli gören anlayışları nedeniyle kınıyoruz.
Değerli Konuklar,
Neo-liberal politikaların kararlı uygulayıcısı olan AKP iktidarı kamu yararı yerine piyasanın yararını kendine ilke edinerek her alan da olduğu gibi kentlerimize üzerine de politikalar üretiyor uygulamalar yapıyor.
Kentleşmenin ortaya çıkışı, kapitalizmin gelişimine paralellik göstermiş, sanayileşme ve ekonomik gelişim, yalnızca kentleri ortaya çıkarmakla kalmamış, kentlerin büyümesini de beraberinde getirmiştir.
Sanayileşmenin iç dinamikleriyle gerçekleşmediği, dışa bağımlı ekonomik yapılanmanın öne çıktığı Türkiye gibi ülkelerde kentleşme de ekonomideki çarpıklığa uygun gelişim göstermiş, plansız, imarsız ve sağlıksız yapılaşma kentlerin belirleyici özelliği arasında yer almıştır.
Merkezi yönetimdeki atalet ve yerel yönetimlerdeki sorumsuzluk, popülist politikalarla birleşince kentler bırakalım insanların korunağı olmasını, başlı başına tehlike arz etmeye başlamıştır.
Plansız yapılaşma, alt yapı yetersizlikleri, bina üretiminin proje ve yapım süreçleri üzerinde denetim mekanizması kurulamaması, deprem, sel, yangın gibi doğal ve doğal olmayan haller karşısında kentlerimizi ve içinde yaşayan insanlarımızı çaresiz bırakmaktadır.
Kent politikalarının insan merkezli olması kaçınılmazdır. Çünkü her türlü organizasyon insanı mutlu etmeye, kolay, rahat ve güven içinde yaşamasını sağlamaya dönüktür.
Deprem kuşağında yer alan ülkemize bir bütün olarak baktığımızda ise 99 yılında meydana gelen Marmara depremi ülkemizde bir milat gibi algılanmış, depremler sonrasında başlayan süreç kentlerimizde değişim yaşanmasına dair beklentileri artırmıştır.
Beklenti odur ki; Kentlerimiz depreme hazırlanacak, alt yapıya ağırlık verilecek, kent içi ulaşım sorun olmaktan çıkacak, özetle yaşanabilir mekânlar haline getirilecektir.
Ama ne yazık ki, beklentiler boşa çıkmış, depremin yıkıcı etkisini en aza indirecek, insanımızın geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak bir süreç başlamamıştır.
Sevgili Meslektaşlarım,
Kentler hızla büyürken, planlamanın yetersiz oluşu nedeniyle kent içi ulaşım, içme ve kullanma suyu, atık su, atık su arıtımı ve katı atık bertarafı ile ilgili hizmetlerde büyük çaplı sorunlar yaşanmaktadır.
Kırsal kesimden kent merkezlerine doğru yaşanmakta olan büyük ve önlemez göç, kentlerimizin zaten yetersiz olan altyapısını daha da zorlamaktadır.
Bunun çözümü açık ve nettir nüfus projeksiyonları dikkate alınarak ve sağlıklı veriler dikkate alınarak yapılan planlama…
Siyasi iktidar son on yılda kent merkezlerini hedef alan “kentsel dönüşüm” projelerini hayata geçirmiştir. Kent merkezleri en eski yerleşimler olup kanalizasyon, yağmur suyu, telekomünikasyon, ulaşım gibi altyapıları mevcut nüfus için bile yeterli gelmezken bu bölgelere yüksek katlı konutlar, alışveriş merkezlerini barındıran kentsel dönüşüm uygulamaları ile nüfus yoğunlukları artırılmakta ve alt yapı sorunları katlanarak büyütülmektedir. Siyasi iktidarın rantçı ve piyasacı politikalardan vazgeçilmesi, geleceğimizin kâr hırsına kurban edilmemesi ve toplum yararı ilkesi temelinde çözümler üretilmesi konusunda iktidarı yeniden uyarıyoruz.
Değerli Konuklar,
Sevgili Meslektaşlarım,
80 sonrası ülkemizde sistemli bir şekilde uygulamaya konan neo liberal politikalar temelinde şekillenmeye devam ediyor. Bu süreç özellikle son dönemde hız kazanmış durumda.
Ezilen sınıflar, uygulanan neo liberal politikaların tahribatına, sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa ve baskılara karşı kitlesel tepkiler göstermeye başladı. Bu gelişmeler egemenleri tedirgin etmekte, baskı ve korku ortamı giderek artmaktadır. Hükümetin aldığı kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini kullanma şekli otoriter bir rejimin inşa edildiğinin göstergesidir.
3 Mayıs 2011 tarihinden bugüne kadar siyasi iktidar tarafından 23 adet KHK çıkarılmıştır.
Bir yandan TMMOB’nin örgütlülüğü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çatısı altına alınmaya çalışılmakta öte yandan kamu anlayışı, kamu idari yapısından tasfiye edilmeye çalışılmakta ve yerel yönetimler etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır.
Bu sözümüzün söylemde kalmadığına ilişkin en belirgin örnek 6 Ekim 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıdır.
“Sultanbeyli ilçesinde bulunan bazı alanlarda yürütülecek iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamaları kapsamında Çevre ve şehircilik Bakanlığı ile maliye bakanlığının yetkilendirilmesine ilişkin “karar yerel yönetimlerin yetkilerinin elinden alınarak, bakanlık bünyesinde toplanmasının açık bir örneğini oluşturmaktadır. Anlaşılan o ki AKP iktidarı tepeden tırnağa tüm yetkileri tek merkezde toplayarak kentlerimizi yağmalamaya ve sermayenin talanına açmaya devam edecektir.
Değerli Konuklar,
Kentsel sorunların alt başlıkları büyük oranda inşaat mühendisliğinin alt disiplinleriyle örtüşmektedir.
Kent içi ulaşım, konut, deprem, kanalizasyon, içme ve kullanma suyu ihtiyacı ve temini, su şebekesi, kente su sağlayan barajlar, doğal afetlere karşı alınacak önlemler… Her biri mesleğimizin ilgi alanına giriyor.
Buradan çıkan sonuç şudur, Mühendisliğin toplumsal yarar ilke ve hedefinin somutlandığı alanlardan birisi de yaşadığımız kentlerdir.
Değerli konuklar,
Sevgili meslektaşlarım,
İki gün boyunca sürecek olan Sempozyumumuzda değerli katılımcıların oldukça yararlı tartışmalar gerçekleştireceklerine inanıyorum. Bu nedenle konuşmamı burada bitiririrken sizleri konunun uzmanı meslektaşlarımızla baş başa bırakıyor ve emeği geçenlere Yönetim kurulumuz adına bir kez daha teşekkür ediyorum.
Saygılarımla…