Kapat
Search Logo
İnşaat Mühendisleri Odası WebMail genç-İMO KONGRE SİM / İTB İşlemleri İMO e-kütüphane İMOKKM Basında İMO Üyelerimize İndirim Yapan Kuruluşlar İMO Duyurular İMO Bilgi Edinme
Yazı Boyutu : Küçük | Orta | Büyük

Unutmadıklarımız

HARUN KARADENİZ (7154 - İstanbul 3340)

1942 yılında Giresun'un Armutlu Köyünde doğdu. 1971 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi'ni bitirdi. 15.08.1975 günü vefat etti. GENÇLİK VE GELECEĞİ Gençliği ülke sorunları ile ilgilenmeyen bir ulusun sonu gelmiş demektir. Gençlik olarak biz, ülke sorunları ile ilgilenmeyi görev biliyoruz ve ülke sorunlarıyla ilgilenip etken olduğumuz ölçüde görevimizi yaptığımıza inanıyoruz. Çünkü ülkenin geleceği, gençliğin geleceğinden ayrı düşünülemez. Biz ülke sorunları ile ilgilenmekle, gerçekte kendi geleceğimize sahip çıkmış oluyoruz. Yaşlı kuşağın bize devredeceği Türkiye'yi, Amerikan üslerini, bizi Amerika'ya bağlayan ikili anlaşmaları, yıldan yıla artan dış borçları ve Türk halkının nasıl sömürüldüğünü görüp de ülke sorunlarıyla ilgilenmemek en yumuşak söyleyişle ihanettir. Türk ulusuna ihanettir. Türk devletinin geleceğine ihanettir. Gençliğin ülke sorunlarıyla ilgilenmesi ve sömürülen Türk halkından yana eylemler yapması, sömürgen çevreleri tedirgin etmekte ve bu çevreler "Gençlik siyaset yapıyor" diye feryadı basmaktadır. Egemen sınıfın isteğine kalırsa, onlar bizi yönetecekler, ömrümüz boyunca acısını çekeceğimiz ikili anlaşmalarla bizi bir yabancı devlete bağlayacaklardır. Fakat biz kadere boyun eğeceğiz, bu ikili anlaşmalara karşı çıkmayacağız.  Bir doğu-batı savaşında onlar Türkiye'yi bir nükleer hedef haline getirecekler. Fakat biz NATO'ya karşı çıkmayacağız. Bütün yer altı kaynaklarımızı Amerika'ya peşkeş çekecekler, fakat biz bu sömürünün hesabını sormayacağız. Köylünün ürününü ucuza kapatarak köyle kardeşlerimizi sömürecekler, fakat biz köylüyü sömürüyorsunuz dahi demeyeceğiz. Kıbrıs'ta yolumuzu kesen 6. filo İstanbul Limanı'na demirleyecek, fakat biz 6. filoyu protesto etmeyeceğiz. Meslek bilgimizi kullanarak lüks binalar inşaa edeceğiz, fakat bu binalarda kimlerin yatıp kalktığını sormayacağız. Mühendis olarak silahlar yapacağız, fakat bu silahlar küçük ücretlerine zam isteyen işçi kardeşlerimize çevrildiği zaman ses çıkarmayacağız. Bugünün öğrencileri yarının meslek adamları olarak ülkemizin bütün sorunları ile ilgilenmek zorundayız. Öğrenciliği bitirip meslek hayatına atılacak olan biz mühendisler için iki yol vardır. Bu yollardan biri, kim için ve ne için üretim yaptığını düşünmeksizin egemen sınıfların yararına üretim yapmaktır. Kısaca neden ve niçinini düşünmeksizin bir miktar karşılığında üretim yapmak yani robotlaşmak. İkinci yol ise kim için ve ne için çalıştığını bilerek emekçi halkın yararına üretim yapma olanaklarını aramaktır. Bir başka deyişle, ikinci yol küçük bir azınlığın yararına robotlaşmak değil, büyük çoğunluğun, yani toplumun yararına çalışarak insanlaşmak yoludur. 1967-1968  İ.T.Ü. ARI YILLIĞI Harun KARADENİZ Öğrenci Birliği Başkanı

 

 ZEKİ ERGİNBAY (1948 - 1977)

'... Hapishane, tutukevi, demir parmaklıklar, sıkı yönetim, fakülte [İnşaat Mühendisliği], dergi [Teknik Güç], zulüm, tabanca, bıçak, işkence, ölüm, morg, mezarlık, otopsi... Kısa süren bir ömrün hızla çevrilen sayfaları. Bu yaşam öyküsü 1970'ler Türkiye'sinin kesitidir. Zeki ve Zeki'ler ölürlerken yaşamın utancı toplumun yüzüne yansımaz mı? Gerçekte hepimiz öleceğiz. Yaşamın anlamını her sevdiğimizin ölümünde biraz daha anlayıp algılayarak. Yaşamın anlamı nedir? Tutukevi midir? Demir parmaklık mıdır? İşkencehane midir? Faşistlerce kaçırılıp öldürülmek midir?  Aşık olmak mıdır? Sözlüsüne doğru dürüst kavuşamadan otopsi masasına yatırılmak mıdır? Yoksa tümü birden midir? Tüm devrimci mirasın zehir zakkum tadını baldıran şerbeti gibi içmek midir? Zeki gibi yaşarsa insan, bin yıllık insanlık sürecini otuz yaşına varmadan özümser mi? Şu dakikada bilemem. Yazının şu satırlarına vardığımda, bildiğim, içime çöken sızıdır. 'Zeki'nin ölümü üstüne yazıyorum. Şimdi tek gerçek bu. Ama  Zeki'nin ölümünde nice doğumların özü oluşuyor. Bir gerçek bu. Bu gerçek, Zeki Erginbay'ın ölümünden daha evrensel bir gerçektir. Zeki yaşarken biliyordu bunu. Bilmese seçer miydi seçtiği yolu; ölür müydü öldüğü gibi...'  İlhan SELÇUK 11.02.1977
 

 GÜNEY ÖZCEBE (2333 - Ankara 1141)
03.09.1930'da Üsküdar'da doğdu. 1948 yılında  İTÜ İnşaat Fakültesi'ne kaydoldu. 1954 yılına İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. EİE ve DSİ'de çalıştıktan sonra 1968 yılında ortağı olduğu firmada serbest olarak mühendislik yaptı. Vefatına dek su kaynaklarını geliştirme konusunda müşavir mühendislik hizmeti verdi. 1970-1971-1979 yıllarında Odamız Yönetim Kurulu Üyeliği ve 1981-1990 yılları arasında da Yönetim Kuruluğu Başkanlığı yaptı. 09.03.1999 tarihinde vefat etti. Bugünün inşat mühendisliği teknik, ekonomik, çevresel ve toplumsal sorunara etkin cevaplar vermek zorundadır. İnsanların ihtiyaçları olan ürün ve sistemleri sağlayan ve geliştiren mühendis, eğitimi sayesinde, bu kompleks sorunları inceleyebilen ve bir çözüme varabilen kişi olmak durumundadır. Bu durum, gelecein mühendislik eğitimi esaslarının sosyo-teknik olacağını yani toplumsal veriler ile tekniğin bileşkesinin belirleyeceğini göstermektedir. Artık mühendis, kesin değil, etkin olacak, her zaman gerekli ve mümkün olanı planlayacak ve yaratacaktır. İster projeci, ister uygulayıcı olarak çalışsın, mühendis için teknik kadar üzerinde durulacak husus insan unsurudur... Daha etkin ve daha güçlü bir İMO yaratmanın yolu, oda üye ilişkilerinin sağlıklı kurulmasından ve devamlılığından geçmektedir. Bizim dışımızdaki odaklardan kaynaklanan sorunlara çözüm getirmek için elbette savaşımımızı sürdürmeliyiz, ama oda 'üye ilişkilerinde sağlıklı bir yapıyı oluşturmadan böylesi bir savaşımı nasıl vereceğiz' Kendimize her şeyden önce bu soruyu sormalıyız...
 

 ÖMER RAHMİ LÖKER (13654 - Ankara 7497)
1945 yılında Yozgat'ta doğdu. 1974 yılında İTÜ İnşaat fakültesinden mezun oldu. TMMOB'nin 29. Odamızın 31. Dönem sayman üyesi, 32. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptı. 14.08.1995 yılında vefat etti. '... İMO özelinde ve TMMOB genelinde sık sık bir araya gelerek bilimsel, çağdaş ve demokratik normlar içinde daha çok tartışmaktan yana olmalıyız...' '...Kamusal çıkarların söz konusu olduğu durumlarda mesleki çıkar dürtülerimizi bastırabilmeliyiz...' '... Çeşitlilik içinde görüş birliği olarak özetlenebilecek yeni politik kültürü, ilişkilerimizde ve üretimimizde hayata geçirebilmeliyiz...' Unutmayalım ki, özel olarak İMO ve genelde de TMMOB bugünkü durumları ile ülkemizde teknik eleman potansiyelini tam olarak yansıtamamaktadır...'

 

 NURİ MUSTAFA ÜRGÜPLÜ (6426 - İstanbul 3123)
1945 yılında İstanbul'da doğdu. 1969 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi'nden mezun oldu. İMO İstanbul Şubesi Başkanlığı yaptı. 31.05.1997 yılında vefat etti. 'Ülkemizde mühendislik mesleğinin onuruna çok büyük katkıları olmuştur. Son nefesine kadar mühendisliğin toplumda hak ettiği yeri alması içn yılmadan uğraştı...' Altok KURŞUN 'Kaçınılmaz sonu bilerek yaşamak, ama gerçekten yaşamak için senin gibi bir kişiliğe sahip olmak gerekirdi... Ölüme direnecek, direnirken üretecek gücü, ancak senin gibi yaşamı ciddiye alanlar gösterebilir...' Prof. Dr. Mustafa TOKYAY 'İyi, güzel ve doğru için, kötü, çirkin ve yanlışa karşı elele verelim diye haykıran ses onundu...' Prof. Dr. Günay ÖZMEN 'İnsan haklarının, demokrasinin ve barışın önemli bir savunucusu ve neferi olan Ürgüplü, meslek kuruluşunu, Odamızı çok severdi. Ürgüplü'nün arkadaşları olarak bizler de her yılın 31 mayısında burada mezarı başında olacağız. Sadece Mustafa'yı anmak için değil, onun motivasyonumuzu güçlendirmesinden de katkı sağlayacağız. Seni saygı ile anıyoruz. Rahat uyu Ürgüplü...' Cemal GÖKÇE

 

 TEOMAN ÖZTÜRK (1940-1994)
09.05.1940 yılında Kars'ta doğdu. 1963 yılında İTÜ Mimarlık Fakültesi'nden mezun oldu. İstanbul Belediyesi'nde, imar ve İskan Bakanlığı'nda çalıştı. 1971-1972 yıllarında TMMOB Mimarlar Odası II. Başkanlığı'nı yaptı. 1973 -1980 yılları arasında TMMOB Başkanlığını üstlendi. Bir çanta ve bir daktilo ile TMMOB'yi sırtladı. Teoman Öztürk ve mücadele arkadaşları, bugün de ihtiyaç duyduğumuz birlik anlayışını, ete, kemiğe büründürdüler. Böylelikle mühendis ve mimarların gerçek anlamda örgütlü mücadelesi başladı. 11.07.1994 günü vefat etti. 'Yüreğimizdeki insan sevgisini ve yurtseverliği baskı, zulüm ve engelleme yöntemlerinin söküp atamayacağının bilinci içinde, bilimi, tekniği emperyalizmin ve sömürgenlerin değil; halkımızın hizmetine sunmak, her çabayı sürdürmek ve güçlendirmek için, bu yolda inançlı ve kararlıyız...'

  Unutmadıklarımız bölümüne hazırlandıkça yeni isimler eklenecektir.